musa's profileMUSAPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog

    June 26

    musa & ,,,,,,?

       Islak bir veda karşılar beni adını her andığımda, adımlarım nereye gideceğini şaşırır. Kimsesizlik içinde ümitlerimi bir bir yalnız bıraktım. Ağlama göz yaşların akmasın. Her çile yol almaz bu hasret ile. Özlem , içimde ihtilaller koparmakta kim bilir kaçıncı yenilişim, kaçıncı aldanışım? Ayrılığın kör kurşununun adresi bu yaralı kalbimde.

             Sen ellerimde solan gülüm, sen yüreğimde hasretin acı izi. Aşk, tek hece içine sığdıramadığım, yalnızlığa kaçan sevdam. Şimdi bir gizem takıp şiirlerime gidiyorum yüreğinden. Adını koyamadım bu ayrılığın, çözemedim düğümlenen saçlarını. Gözlerin sihirli bakışların kadar güzeldi. Namahremdi bütün duygular, yasaktı aşk adına tüm düşler, hayaller. Kavuşmak bir rüyaydı, gerçek olan sadece aşkımızdı. Kirlenen bu yüreği temizlemeye gücüm yetmiyor. Bu gece son gecem, bu gece son hecem. Karanlık bitecek ve ben çoktan yol almış olacağım. Hayallerimi ve ümitlerimi takıp koluma aşkımın hasret içinde kaybolduğu sırlara gideceğim. Kimselere duyurmayacağım kimseler söylemeyeceğim. Yüreğim kan ağlayacak aşkı ömrümce çözemeyeceğim.

             Senden kalan tek hatıra adına yazdığım şiirlerim yoldaş olacak sessiz ağlayışlarıma. Göz yaşlarımı mısralarımla sileceğim. Unutmayacağım, sensiz kalmaya alışacak bu yüreğim. Kimi saatler canı çok yanacak zaman su gibi akıp gidecek. Kokun rüzgarın lodosuna takılacak. Fotoğrafların senden kalan hasret ateşinde kül olacak. Ne varsa seni hatırlatan zamanla mazinin tozlu sayfalarında geçmiş olacak.

             Hafif bir tebessüm takacağım hüzünle yoğrulmuş yorgun gözlerime. Adını çocukluk ağlayışlarımla anacağım. Ve bir daha uğramayacak baharlarıma Efsunlu bir yağmur, bir daha uğramayacak senin gibi sevgili bu şair yüreğime. Hafızamdan silemediğim anılar her gece peşime takılacak, başı boş sokaklar teselli olmayacak bu dev yalnızlığıma. Kalemim hüzün ve hasret içinde yazmaktan bıkmayacak. Derdimi kimse anlamayacak. Değişmez yazılan yazı kalbimdeki yerin gurbet sılam bir ömrün sonuna denk. Cesaret edemeyeceğim bir daha sevdalara. Korkular saracak yüreğimi alışmak zor olacak. Hasretin öldürmediği zehir yüreğimde kalacak...

    June 21

    seni seviyorum

    seni seviyorum sen benim sevgimin büyüklügünü görmedin görmek istemiyordun seni o kadar çok seviyorum ki unutamıyorum ben seni unutmak için sevmedim sana göre cesur degilim insan degilim helal olsun iyi ozaman o cesur insanlar sevsinler bakalım benim seni sevdigim kadar da göreyim .....Ne kadar yüreklilermiş    mutlaka birgün arıyacaksın beni............yalan dünyanın yalancı insanı............
     
     

    sana bu sözler

    Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
    Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
    Sanki benim hiç senim olmamış gibi…

    February 04

    aşk ve musa

    Aşk ikidir sevgi bir;
    Aşk yalan,sevgi gerçektir.
    Aşk sudur,sevgi susuzluk.
    Bu yüzden sevgi hasrettir,
    Özlemektir,beklemektir.
    Asıl maharet:
    Susuzken suyu içmek değil
    Karşısına geçip seyretmektir.
    Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
    Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
    Sevgi saklamaktır
    Yüreğini,gözlerini
    Ve de ellerini saklamak
    Bahar geldiğinde…
    Bir çiçeğe,yeşile,çimene
    Aşık olamazsın ama seversin.
    Arkadaşına aşık olamazsın
    Ama seversin.
    Toprağa fidanı aşkla değil
    Sevgiyle dikersin.
    Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
    Aşk kıskançtır,nankördür
    Sevgiyi öldürür.
    Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
    Aşkla sevgi aslında kardeştir
    Babaları insandır,Adem’dir
    Aşk için şiirler yazarsın,
    Şarkılar yaparsın;
    Sevgiyi anlatamazsın.
    Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
    Kalbini aşka kapatabilirsin
    Ama sevgiye kapatamazsın
    Sevgi gizli,aşk aşikardır.
    Yüz vermeyince unutursun
    Sen aşığım diye daha kendini kandır.
    Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
    Dahası da var:
    Aşkın gözü kördür,
    Fazla naz aşık usandırır;
    Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
    Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
    Aşk aceledir,
    Sevgi usul usul sabırlıdır.
    Acele işe hem şeytan karışır.
    Aşk ateşlidir
    Çünkü hastalıklıdır.
    Sevgi ılıktır
    Çünkü sağlıklıdır.
    Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
    Aşka ve sevgiye dair…